Cumhuriyet düşmanlarının adı KYK yurtlarına verildi

Türkiye’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Cumhuriyet’i kuran, milli mücadelenin önemli şahsiyetlerinin isimleri kurumlardan teker teker kaldırıldı. Özellikle Atatürk’ün ve İnönü’nün isminin stadyumlardan ve sokaklardan kaldırılması, isimlerinin yerine başka isimlerin kullanılması yoğun tepkilere neden olmuş, ancak bu durumdan geri adım atılmamıştı.

Bütün bu eleştirilere rağmen Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı öğrenci yurtlarına Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının isimlerinin verildiği ortaya çıktı.

Özellikle milli mücadelede Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine hakaret etmekten çekinmeyen ve zararlı faaliyetler içerisinde bulunan Said Nursi ve İskilipli Atıf’ın isimlerinin, Türkiye’nin geleceği olan üniversite öğrencilerinin yurtlarına verilmesi tepkilere neden oldu.

İskilipli Atıf Hoca yurdunun Çorum’da, Bediüzzaman Said Nursi yurdunun ise Isparta’da olduğu belirtildi.

İSKİLİPLİ ATIF KİMDİR?

Teali İslam Cemiyeti başkanlığını yapmıştır. Bu cemiyet, Aralık 1919’da kurulmuştur ve Milli Mücadele’ye karşıdır.

İngiliz Dostları Cemiyeti kurucusu, casus Sait Molla ile birlikte çalışmıştır. Bunların hepsini İngiliz casusu Rahip Frew yönlendiriyor, destekliyor ve besliyordu.

İskilipli Atıf’ın başkanı olduğu Teali İslam Cemiyeti’nin Milli Mücadele’de Konya, Niğde, Nevşehir bölgelerinde örgüt kurduğu, Gâvur İmam ve Anzavur ayaklanmalarında isyancılara destek verdiği tespit edilmiştir.

Milli Mücadele’nin en zorlu günlerinde Müderrisler Cemiyeti Başkanı Mustafa Sabri, Milli Mücadele karşıtı bir bildiri yayımlamıştı. 26 Eylül 1919 tarihli bu bildiride Kuvayi Milliyecilere “adi”, “eşkıya”, “kudurmuş haydutlar” diye hakaret ediliyordu. İskilipli Atıf, bu cemiyetin başkan vekili olarak bu bildiriye imza atmıştı.

İskilipli Atıf’ın başkanı olduğu Teali İslam Cemiyeti de ayrıca Kuvayi Milliyeciler aleyhine bir bildiri yayımladı. Bu bildiride, Mustafa Kemal ve tüm Kuvayi Milliyecilere hakaret ediliyor, “Bu asiler en kısa zamanda yakalanıp ortadan kaldırılmalıdır. Bu, hepimiz için bir farzdır” deniliyordu.

Bu ihanet bildirisi 30 Ağustos 1920’de Yunan uçaklarıyla Anadolu kentlerine havadan atıldı.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Atıf Hoca rahat durmadı. 25 Kasım 1925 tarihinde Şapka Kanunu kabul edildi. Bu kanundan sonra Erzurum, Sivas, Kayseri, Maraş, Giresun ve Rize’de bazı karşı hareketler ortaya çıktı. Bu illerde İstanbul’dan gelen bazı kişiler, “şapka geldi din elden gitti” propagandası yapıyorlardı.

Bu illerde İskilipli Atıf’ın 1924 yılında yazdığı, “Frenk Mukallitliği ve Şapka” (Batı Taklitçiliği ve Şapka) adını taşıyan kitabının halk arasında dağıtıldığı ve isyancılar üzerinde etkili olduğu tespit edildi.

SAİD NURSİ’NİN ATATÜRK’E HAKARETLERİ

Sinan Meydan’ın aktardığı bilgilere göre, 23 Mart 1960 tarihinde 82 yaşında Şanlıurfa’da ölen Said Nursi, bazı yazılarında Atatürk için İslami literatüre göre en ağır ithamlardan biri olan “deccal” ifadesini kullanıyordu.

“Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(…) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve Kur’an ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar458–459,Siracun Nur 247)

“Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadisi Şerif’in ihbarıyla Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi.” (Emirdağ Lahikası I/278, Yirmi Yedinci Mektuptan Sabık Reis-i Cumhura ve üç makama gönderilen istida.)

“…Lozan Muahedesi’nde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve millet-i İslam için pek zararlı olduğunu efaliyle ispat eden ve Hadis-i Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu (yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde “din yıkıcı, Süfyan” dediğimizi (…)” (Emirdağ Lahikası I,50?51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme-i Kübraya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226-227)

Said-i Nursi, uzun yıllar “Said-i Kürdi” adını kullandı. Milli Mücadele yıllarında Kürt Teali Cemiyeti, Teali İslam Cemiyeti, Kürt Neşriyat Cemiyeti ve Kürdistan Azmi Kavi adlı derneklerin kurucuları arasında yer aldı.

1925’teki Şeyh Sait İsyanı’ndan önce ayrılıkçı Azadi örgütüyle ve isyanın elebaşı Şeyh Sait’le görüştü, ancak fiilen isyana katılmadı. İsyan sonrasında Batı’ya sürüldü.

Türklerin, Kürtleri ezdiğini düşünüyor. “Türklerin, Kürtlerin milliyetlerini kaldırıp onların dillerini unutturduklarını” belirtiyor. (Mektubat, s.339).

Necip Fazıl’dan öğrendiği 1938 Dersim Olayı’nı, Atatürk’ün “deccal” olduğuna kanıt olarak gösteriyor. Bunun, “zındıklık, münafıklık, vatan ve millete hadsiz bir düşmanlık olduğunu” söylüyor. (Sırr-ı İnna A’tayna Risalesi,
s. 42, 44).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x